Pazı Hangi Yöreye Aittir? Bir Sebzenin Coğrafyadan Sınıfa, Toplumsal Cinsiyetten Kültürel Kimliğe Uzanan Hikâyesi
Pazıyı düşününce benim aklıma önce pazar tezgâhındaki iri yeşil yapraklar geliyor. Kimi için çocuklukta yenmiş bir pazı kavurması, kimi için Karadeniz'de mısır ekmeğinin yanına konan bir yemek, kimi içinse şehir hayatında sağlıklı beslenme arayışının parçası. Tam da bu yüzden “Pazı hangi yöreye aittir?” sorusu ilk bakışta göründüğünden daha ilginç.
Çünkü pazının tek bir şehre veya tek bir bölgeye ait olduğunu söylemek botanik açıdan doğru değil. Bitkinin bilimsel sınıflandırması ve doğal yayılış alanı çok daha geniştir. Buna karşılık Türkiye'de bazı yörelerin mutfak kültüründe pazının özel bir yeri vardır. Özellikle Doğu Karadeniz'de pazı; “pezik”, “perzü” gibi yöresel adlarla anılabilmekte ve çok sayıda geleneksel yemeğin temel malzemesi olarak kullanılmaktadır. Plants of the World Online+2Plants of the World Online+2
Burada asıl ilginç olan nokta şu: Bir yiyeceğin “yöresel” olması, onun mutlaka o coğrafyada ortaya çıkmış olması anlamına gelir mi? Yoksa bir toplumun onu uzun süre yetiştirip pişirmesi, saklaması ve kuşaktan kuşağa aktarması da o yiyeceği kültürel açıdan yöreselleştirir mi?
Pazının Botanik Kökeni: Tek Bir Anadolu Yöresine Sığmayan Bir Bitki
Pazı, Beta vulgaris türünün yaprakları için yetiştirilen gruplarından biridir. Günümüzde kullanılan sınıflandırmada “Beta vulgaris var. cicla” adıyla da karşılaşılır; Kew'in Plants of the World Online veritabanı ise bu adı Beta vulgaris altındaki bir eşanlamlı olarak ele alır. Aynı tür grubu pancar ve şeker pancarı gibi ekonomik açıdan önemli bitkileri de kapsar. Plants of the World Online+1
Kew verilerine göre Beta vulgaris grubunun doğal yayılış alanı Azorlar'dan Batı Avrupa'ya, Akdeniz çevresinden Hindistan'a kadar uzanır ve Türkiye de doğal yayılış alanları arasında yer alır. Bu nedenle “pazı yalnızca X iline aittir” biçimindeki kesin ifadeler bilimsel açıdan ihtiyatla karşılanmalıdır. Plants of the World Online+1
Bu ayrım önemli. Çünkü mutfak kültüründe “aitlik” ile biyolojik köken birbirine karıştırılabiliyor.
Bir bitki yüzyıllar boyunca farklı topluluklar tarafından yetiştirilebilir, farklı adlarla anılabilir ve farklı pişirme teknikleriyle hazırlanabilir. Böylece aynı bitki, farklı toplumların mutfak hafızasının bir parçası hâline gelir.
Türkiye'de Pazı Denince Neden Karadeniz Öne Çıkıyor?
Türkiye'de pazının belirli bir yöreyle özdeşleşmesinden söz edeceksek Doğu Karadeniz güçlü bir örnektir.
Doğu Karadeniz Kültür Envanteri, bölgede pazının yetiştirilen sebzeler arasında bulunduğunu ve Rize'de evlerin ihtiyaç duyduğu sebzelerin arasında pazının da yer aldığını belirtiyor. Aynı kaynakta pazı kavurması, pazı tavalisi ve başka pazı yemekleri kayıt altına alınmış durumda. Doğu Karadeniz Kültür Envanteri Projesi+1
Daha da dikkat çekici olan, bölgedeki adlandırma çeşitliliği. Kültür Envanteri'nde “pezik” ve “perzü” gibi adlarla pazıya rastlanıyor. Ordu ve çevresindeki mutfak kayıtlarında da “Pezik (Pazı)” şeklinde yemekler listeleniyor. Doğu Karadeniz Kültür Envanteri Projesi
Bu bize yalnızca bir yemek tarifi hakkında bilgi vermiyor. Dil, coğrafya ve mutfak arasında nasıl bir bağ kurulduğunu da gösteriyor.
Bir ürünün yerel adının bulunması, onun toplumsal hafızada yer ettiğinin göstergelerinden biri olabilir. İnsanlar yalnızca “pazı” demekle kalmaz; onu kendi yöresel mutfaklarının kavramları içine yerleştirir.
Pazı Karadeniz'e mi Aittir, Yoksa Karadeniz Pazıyı Kendine mi Katmıştır?
Bence tartışmanın en verimli noktası burada.
“Pazı Karadeniz'indir” demek ile “Karadeniz mutfağında pazının güçlü bir yeri vardır” demek aynı şey değildir.
İkinci ifade daha savunulabilir. Çünkü bitkinin doğal yayılışı Türkiye ve Akdeniz havzasını aşan geniş bir coğrafyaya uzanıyor. Buna karşılık Karadeniz'in iklimi, bahçecilik gelenekleri ve yerel mutfak pratikleri pazının bölgedeki kullanımını güçlü biçimde desteklemiş. Doğu Karadeniz Kültür Envanteri de iklim, yağış, toprak ve arazi yapısının bölgede yetiştirilen ürünleri ve dolayısıyla yemek kültürünü şekillendirdiğini açıkça vurguluyor. Doğu Karadeniz Kültür Envanteri Projesi
Dolayısıyla burada “köken” yerine “kültürel yerleşiklik” kavramı daha açıklayıcı olabilir.
Toplumsal Cinsiyet: Pazıyı Kim Topluyor, Kim Temizliyor, Kim Pişiriyor?
Bir sebzenin mutfaktaki hikâyesine baktığımızda toplumsal cinsiyet meselesi kaçınılmaz biçimde karşımıza çıkıyor.
Fakat burada kadınların “duygusal”, erkeklerin ise “çözüm odaklı” olduğu gibi kalıplaşmış açıklamalara başvurmak doğru olmaz. İnsanların yemekle kurduğu ilişki biyolojik cinsiyetten çok aile yapısı, eğitim, yaş, çalışma düzeni, ekonomik koşullar, kültürel çevre ve kişisel deneyimlerle şekillenebilir.
Yine de toplumsal yapıların etkisini gösteren güçlü veriler var.
OECD'nin farklı ülkelerin zaman kullanımı araştırmalarını karşılaştırdığı çalışmada, yemek hazırlama ve temizlik gibi geleneksel olarak kadın işi kabul edilen ev içi faaliyetlerin kadınlar tarafından daha fazla üstlenildiği görülüyor. Çalışmada ortalama bir günde kadınların yüzde 82'sinin yemek hazırladığı, erkeklerde ise bu oranın yüzde 44 olduğu belirtiliyor. OECD+1
Türkiye açısından fark daha da belirginleşebiliyor. OECD'nin 2025 Türkiye değerlendirmesinde kadınların ücretsiz bakım ve ev işlerine erkeklerden ortalama dört saat daha fazla zaman ayırdığı belirtiliyor. Aynı değerlendirme, TÜİK verilerine dayanarak ev işlerinin kadınların işgücüne katılımını etkileyen faktörlerden biri olduğunu aktarıyor. OECD
Bu verileri pazıya uyarladığımızda ilginç bir soru ortaya çıkıyor:
Bir ailede pazıyı pişiren kişinin kadın olması gerçekten “kadınların pazıyı daha çok sevdiğini” mi gösterir, yoksa mutfak emeğinin tarihsel olarak kadınlara daha fazla yüklenmiş olmasının bir sonucu mudur?
İkinci açıklama, toplumsal yapı açısından daha dikkatli bir başlangıç noktasıdır.
Kadınların Deneyimi: Yemek Sadece Yemek Olmayabilir
Pazı gibi nispeten sade bir sebzenin kadınların yaşamındaki anlamı da tek değildir.
Bir kadın için pazı, annesinden öğrendiği bir tarif olabilir. Başka biri için yıllarca yapmak zorunda kaldığı ev işlerinin simgesi olabilir. Bir başka kadın için ekonomik açıdan uygun bir öğün hazırlamanın pratik yolu olabilir. Profesyonel olarak çalışan ve yemek yapmayı seven başka bir kadın içinse tamamen kişisel bir hobiden söz edebiliriz.
Bu deneyimlerin hiçbirini “kadınların pazıya bakışı” diye tekleştirmek mümkün değil.
Ancak ev içi emeğin eşitsiz paylaşılması, yemek yapmayı seven kadınların bile emeğinin görünmezleşmesine yol açabilir. Pazıyı yıkamak, saplarını ayırmak, doğramak, pişirmek, sofrayı hazırlamak ve sonrasında bulaşıkları toplamak ayrı ayrı işlerdir. Yemek masasına gelen son tabak bütün bu emeğin yalnızca görünen kısmıdır.
Bu nedenle pazı kavurması gibi basit görünen bir yemeğin arkasında ciddi miktarda zaman ve bakım emeği bulunabilir.
Erkeklerin Deneyimi: Mutfakta Değişen Roller
Öte yandan erkeklerin mutfaktaki konumunu da tek bir kalıba sokmamak gerekiyor.
Geleneksel cinsiyet normları bazı erkekleri ev içi yemek emeğinden uzaklaştırmış olabilir; fakat bu, bütün erkeklerin mutfakta ilgisiz olduğu anlamına gelmez. Bazı erkekler yemek yapmayı öğrenmiş, bazıları aile içinde mutfak sorumluluğunu paylaşmış, bazıları ise profesyonel aşçılığı meslek olarak seçmiştir.
Burada “erkekler objektiftir, kadınlar duygusaldır” gibi bir karşılaştırma da açıklayıcı değildir. Objektiflik cinsiyete ait bir özellik değildir. Aynı şekilde duygusal bağ kurmak da kadınlara özgü değildir.
Bir erkeğin pazı hakkında konuşurken fiyat, besin değeri, pişirme süresi veya üretim maliyetine odaklanması onun “erkek bakış açısını” temsil ettiği anlamına gelmez. Aynı şekilde bir kadının annesinden öğrendiği pazı tarifinin anısını anlatması da bütün kadınların yaklaşımını temsil etmez.
Daha anlamlı soru şudur: Hangi sosyal koşullar hangi bilgi türlerini görünür veya değerli hâle getiriyor?
Sınıf Meselesi: Pazı Neden Bazen “Yoksul Yemeği”, Bazen “Sağlıklı Beslenme” Oluyor?
Pazının sınıfsal hikâyesi de oldukça ilginç.
Geçmişte kolay yetiştirilebilen ve mevsiminde bol bulunan yeşillikler, dar gelirli ailelerin mutfağında önemli bir kaynak oluşturabiliyordu. Bugün ise aynı sebze farklı bir anlatı içinde “sağlıklı”, “mevsimsel”, “doğal” veya “Akdeniz tipi beslenmeye uygun” bir ürün olarak sunulabiliyor.
Burada ekonomik koşullar belirleyici.
FAO ve diğer Birleşmiş Milletler kuruluşlarının ortak yayımladığı gıda güvenliği raporları, sağlıklı beslenmeye erişimin yalnızca bireysel tercih meselesi olmadığını; gıda fiyatları, gelir, ekonomik şoklar ve eşitsizliklerle bağlantılı olduğunu gösteriyor. 2024 raporuna göre 2022'de dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 35,4'ü sağlıklı bir beslenmeyi karşılayacak ekonomik imkâna sahip değildi. FAOHome
Pazıyı düşününce benim aklıma önce pazar tezgâhındaki iri yeşil yapraklar geliyor. Kimi için çocuklukta yenmiş bir pazı kavurması, kimi için Karadeniz'de mısır ekmeğinin yanına konan bir yemek, kimi içinse şehir hayatında sağlıklı beslenme arayışının parçası. Tam da bu yüzden “Pazı hangi yöreye aittir?” sorusu ilk bakışta göründüğünden daha ilginç.
Çünkü pazının tek bir şehre veya tek bir bölgeye ait olduğunu söylemek botanik açıdan doğru değil. Bitkinin bilimsel sınıflandırması ve doğal yayılış alanı çok daha geniştir. Buna karşılık Türkiye'de bazı yörelerin mutfak kültüründe pazının özel bir yeri vardır. Özellikle Doğu Karadeniz'de pazı; “pezik”, “perzü” gibi yöresel adlarla anılabilmekte ve çok sayıda geleneksel yemeğin temel malzemesi olarak kullanılmaktadır. Plants of the World Online+2Plants of the World Online+2
Burada asıl ilginç olan nokta şu: Bir yiyeceğin “yöresel” olması, onun mutlaka o coğrafyada ortaya çıkmış olması anlamına gelir mi? Yoksa bir toplumun onu uzun süre yetiştirip pişirmesi, saklaması ve kuşaktan kuşağa aktarması da o yiyeceği kültürel açıdan yöreselleştirir mi?
Pazının Botanik Kökeni: Tek Bir Anadolu Yöresine Sığmayan Bir Bitki
Pazı, Beta vulgaris türünün yaprakları için yetiştirilen gruplarından biridir. Günümüzde kullanılan sınıflandırmada “Beta vulgaris var. cicla” adıyla da karşılaşılır; Kew'in Plants of the World Online veritabanı ise bu adı Beta vulgaris altındaki bir eşanlamlı olarak ele alır. Aynı tür grubu pancar ve şeker pancarı gibi ekonomik açıdan önemli bitkileri de kapsar. Plants of the World Online+1
Kew verilerine göre Beta vulgaris grubunun doğal yayılış alanı Azorlar'dan Batı Avrupa'ya, Akdeniz çevresinden Hindistan'a kadar uzanır ve Türkiye de doğal yayılış alanları arasında yer alır. Bu nedenle “pazı yalnızca X iline aittir” biçimindeki kesin ifadeler bilimsel açıdan ihtiyatla karşılanmalıdır. Plants of the World Online+1
Bu ayrım önemli. Çünkü mutfak kültüründe “aitlik” ile biyolojik köken birbirine karıştırılabiliyor.
Bir bitki yüzyıllar boyunca farklı topluluklar tarafından yetiştirilebilir, farklı adlarla anılabilir ve farklı pişirme teknikleriyle hazırlanabilir. Böylece aynı bitki, farklı toplumların mutfak hafızasının bir parçası hâline gelir.
Türkiye'de Pazı Denince Neden Karadeniz Öne Çıkıyor?
Türkiye'de pazının belirli bir yöreyle özdeşleşmesinden söz edeceksek Doğu Karadeniz güçlü bir örnektir.
Doğu Karadeniz Kültür Envanteri, bölgede pazının yetiştirilen sebzeler arasında bulunduğunu ve Rize'de evlerin ihtiyaç duyduğu sebzelerin arasında pazının da yer aldığını belirtiyor. Aynı kaynakta pazı kavurması, pazı tavalisi ve başka pazı yemekleri kayıt altına alınmış durumda. Doğu Karadeniz Kültür Envanteri Projesi+1
Daha da dikkat çekici olan, bölgedeki adlandırma çeşitliliği. Kültür Envanteri'nde “pezik” ve “perzü” gibi adlarla pazıya rastlanıyor. Ordu ve çevresindeki mutfak kayıtlarında da “Pezik (Pazı)” şeklinde yemekler listeleniyor. Doğu Karadeniz Kültür Envanteri Projesi
Bu bize yalnızca bir yemek tarifi hakkında bilgi vermiyor. Dil, coğrafya ve mutfak arasında nasıl bir bağ kurulduğunu da gösteriyor.
Bir ürünün yerel adının bulunması, onun toplumsal hafızada yer ettiğinin göstergelerinden biri olabilir. İnsanlar yalnızca “pazı” demekle kalmaz; onu kendi yöresel mutfaklarının kavramları içine yerleştirir.
Pazı Karadeniz'e mi Aittir, Yoksa Karadeniz Pazıyı Kendine mi Katmıştır?
Bence tartışmanın en verimli noktası burada.
“Pazı Karadeniz'indir” demek ile “Karadeniz mutfağında pazının güçlü bir yeri vardır” demek aynı şey değildir.
İkinci ifade daha savunulabilir. Çünkü bitkinin doğal yayılışı Türkiye ve Akdeniz havzasını aşan geniş bir coğrafyaya uzanıyor. Buna karşılık Karadeniz'in iklimi, bahçecilik gelenekleri ve yerel mutfak pratikleri pazının bölgedeki kullanımını güçlü biçimde desteklemiş. Doğu Karadeniz Kültür Envanteri de iklim, yağış, toprak ve arazi yapısının bölgede yetiştirilen ürünleri ve dolayısıyla yemek kültürünü şekillendirdiğini açıkça vurguluyor. Doğu Karadeniz Kültür Envanteri Projesi
Dolayısıyla burada “köken” yerine “kültürel yerleşiklik” kavramı daha açıklayıcı olabilir.
Toplumsal Cinsiyet: Pazıyı Kim Topluyor, Kim Temizliyor, Kim Pişiriyor?
Bir sebzenin mutfaktaki hikâyesine baktığımızda toplumsal cinsiyet meselesi kaçınılmaz biçimde karşımıza çıkıyor.
Fakat burada kadınların “duygusal”, erkeklerin ise “çözüm odaklı” olduğu gibi kalıplaşmış açıklamalara başvurmak doğru olmaz. İnsanların yemekle kurduğu ilişki biyolojik cinsiyetten çok aile yapısı, eğitim, yaş, çalışma düzeni, ekonomik koşullar, kültürel çevre ve kişisel deneyimlerle şekillenebilir.
Yine de toplumsal yapıların etkisini gösteren güçlü veriler var.
OECD'nin farklı ülkelerin zaman kullanımı araştırmalarını karşılaştırdığı çalışmada, yemek hazırlama ve temizlik gibi geleneksel olarak kadın işi kabul edilen ev içi faaliyetlerin kadınlar tarafından daha fazla üstlenildiği görülüyor. Çalışmada ortalama bir günde kadınların yüzde 82'sinin yemek hazırladığı, erkeklerde ise bu oranın yüzde 44 olduğu belirtiliyor. OECD+1
Türkiye açısından fark daha da belirginleşebiliyor. OECD'nin 2025 Türkiye değerlendirmesinde kadınların ücretsiz bakım ve ev işlerine erkeklerden ortalama dört saat daha fazla zaman ayırdığı belirtiliyor. Aynı değerlendirme, TÜİK verilerine dayanarak ev işlerinin kadınların işgücüne katılımını etkileyen faktörlerden biri olduğunu aktarıyor. OECD
Bu verileri pazıya uyarladığımızda ilginç bir soru ortaya çıkıyor:
Bir ailede pazıyı pişiren kişinin kadın olması gerçekten “kadınların pazıyı daha çok sevdiğini” mi gösterir, yoksa mutfak emeğinin tarihsel olarak kadınlara daha fazla yüklenmiş olmasının bir sonucu mudur?
İkinci açıklama, toplumsal yapı açısından daha dikkatli bir başlangıç noktasıdır.
Kadınların Deneyimi: Yemek Sadece Yemek Olmayabilir
Pazı gibi nispeten sade bir sebzenin kadınların yaşamındaki anlamı da tek değildir.
Bir kadın için pazı, annesinden öğrendiği bir tarif olabilir. Başka biri için yıllarca yapmak zorunda kaldığı ev işlerinin simgesi olabilir. Bir başka kadın için ekonomik açıdan uygun bir öğün hazırlamanın pratik yolu olabilir. Profesyonel olarak çalışan ve yemek yapmayı seven başka bir kadın içinse tamamen kişisel bir hobiden söz edebiliriz.
Bu deneyimlerin hiçbirini “kadınların pazıya bakışı” diye tekleştirmek mümkün değil.
Ancak ev içi emeğin eşitsiz paylaşılması, yemek yapmayı seven kadınların bile emeğinin görünmezleşmesine yol açabilir. Pazıyı yıkamak, saplarını ayırmak, doğramak, pişirmek, sofrayı hazırlamak ve sonrasında bulaşıkları toplamak ayrı ayrı işlerdir. Yemek masasına gelen son tabak bütün bu emeğin yalnızca görünen kısmıdır.
Bu nedenle pazı kavurması gibi basit görünen bir yemeğin arkasında ciddi miktarda zaman ve bakım emeği bulunabilir.
Erkeklerin Deneyimi: Mutfakta Değişen Roller
Öte yandan erkeklerin mutfaktaki konumunu da tek bir kalıba sokmamak gerekiyor.
Geleneksel cinsiyet normları bazı erkekleri ev içi yemek emeğinden uzaklaştırmış olabilir; fakat bu, bütün erkeklerin mutfakta ilgisiz olduğu anlamına gelmez. Bazı erkekler yemek yapmayı öğrenmiş, bazıları aile içinde mutfak sorumluluğunu paylaşmış, bazıları ise profesyonel aşçılığı meslek olarak seçmiştir.
Burada “erkekler objektiftir, kadınlar duygusaldır” gibi bir karşılaştırma da açıklayıcı değildir. Objektiflik cinsiyete ait bir özellik değildir. Aynı şekilde duygusal bağ kurmak da kadınlara özgü değildir.
Bir erkeğin pazı hakkında konuşurken fiyat, besin değeri, pişirme süresi veya üretim maliyetine odaklanması onun “erkek bakış açısını” temsil ettiği anlamına gelmez. Aynı şekilde bir kadının annesinden öğrendiği pazı tarifinin anısını anlatması da bütün kadınların yaklaşımını temsil etmez.
Daha anlamlı soru şudur: Hangi sosyal koşullar hangi bilgi türlerini görünür veya değerli hâle getiriyor?
Sınıf Meselesi: Pazı Neden Bazen “Yoksul Yemeği”, Bazen “Sağlıklı Beslenme” Oluyor?
Pazının sınıfsal hikâyesi de oldukça ilginç.
Geçmişte kolay yetiştirilebilen ve mevsiminde bol bulunan yeşillikler, dar gelirli ailelerin mutfağında önemli bir kaynak oluşturabiliyordu. Bugün ise aynı sebze farklı bir anlatı içinde “sağlıklı”, “mevsimsel”, “doğal” veya “Akdeniz tipi beslenmeye uygun” bir ürün olarak sunulabiliyor.
Burada ekonomik koşullar belirleyici.
FAO ve diğer Birleşmiş Milletler kuruluşlarının ortak yayımladığı gıda güvenliği raporları, sağlıklı beslenmeye erişimin yalnızca bireysel tercih meselesi olmadığını; gıda fiyatları, gelir, ekonomik şoklar ve eşitsizliklerle bağlantılı olduğunu gösteriyor. 2024 raporuna göre 2022'de dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 35,4'ü sağlıklı bir beslenmeyi karşılayacak ekonomik imkâna sahip değildi. FAOHome