El mukadder la yugayyer ne demek ?

Mustafa

Global Mod
Global Mod
El Mukadder Lâ Yuğayyer Ne Demek? “Takdir Olunan Değişmez” Sözünü Nasıl Anlamalıyız?

“El mukadder lâ yuğayyer” sözünü ilk duyduğumda bende uyandırdığı anlam oldukça basitti: “Demek ki bazı şeyler ne yaparsak yapalım değişmeyecek.” Fakat üzerinde biraz düşündükçe meselenin yalnızca “kader değişmez” demekten çok daha derin olduğunu fark ettim. Özellikle hayatımızda istemediğimiz bir şey olduğunda bu sözü nasıl kullandığımız, aslında kader anlayışımız hakkında da çok şey söylüyor.

Bazen insan gerçekten elinden geleni yapar, plan kurar, mücadele eder ve yine de sonucu değiştiremez. Bazen de henüz hiçbir şey denemeden “demek ki mukaddermiş” deyip geri çekilir. Bana göre bu iki durum arasındaki fark, bu sözün anlaşılması açısından çok önemli.

“El mukadder lâ yuğayyer” Arapça olarak kabaca “takdir olunan değişmez”, “takdir edilmiş olan değiştirilemez” anlamına gelir. Osmanlıca ve tasavvufi metinlerde de bu ifade “takdir bozulmaz” anlamında kullanılmıştır. Marmara Üniversitesi kütüphane kayıtlarında yer alan Osmanlıca bir kaynakta ifade doğrudan “takdir olunan değişmez” şeklinde açıklanırken, Niyazi Mısri şerhlerinde de “takdir bozulmaz” anlamıyla kullanıldığı görülmektedir. Marmara Katalogu+1

Fakat asıl tartışılması gereken nokta şu: Bu söz, insanın hiçbir şey yapmaması gerektiği anlamına mı gelir?

Bence mesele tam olarak burada başlıyor.

“Mukadder” ve “Lâ Yuğayyer” Kelimeleri Ne Anlatıyor?

“Mukadder” kelimesi Arapça “kader” kökünden gelir ve takdir edilmiş, belirlenmiş anlam alanına sahiptir. “Lâ yuğayyer” ise “değiştirilmez/değişmez” anlamındadır. Dolayısıyla bütün ifade en sade biçimiyle “Takdir edilen değişmez” şeklinde Türkçeleştirilebilir.

Bu ifade günümüzde bazen “Kaderde ne varsa o olur, yapacak hiçbir şey yok” şeklinde yorumlanıyor. Ancak bu, ifadenin kendisiyle kader ve insan sorumluluğu arasındaki daha geniş dini tartışmayı birbirine karıştırabilir.

Nitekim İslam düşüncesinde kader konusu yalnızca “başımıza gelecekler önceden belirlenmiştir” şeklindeki basit bir formüle indirgenmemiştir. İnsan iradesi, sorumluluk, tedbir, dua, tevekkül ve sebeplere başvurma gibi kavramlar da tartışmanın parçasıdır.

Kur’an’daki Ra'd suresinin 11. ayetinde, Allah'ın bir topluluğun durumunu, onlar kendi içlerindekini değiştirmedikçe değiştirmeyeceği ifade edilir. Bu ayetin farklı tefsirlerde çeşitli bağlamlarda açıklanması, insanın davranış ve sorumluluğunun dini düşüncede tamamen devre dışı bırakılmadığını gösterir. Kuran ِKıyamet+1

Dolayısıyla “mukadder değişmez” sözünü “insan hiçbir şey yapmasın” biçiminde okumak oldukça tartışmalıdır.

Kader İnancı ile Tedbir Birbirinin Karşıtı mı?

Bence bu konuda en sık yapılan hata, kader ile tedbiri iki rakip kavram gibi görmektir.

Örneğin bir insan hastalandığında “Bu benim kaderimmiş” diyerek doktora gitmemesiyle, doktora gidip tedavisini olması ve sonucu Allah'a bırakması aynı şey değildir.

Aynı şekilde iş arayan bir kişinin “Kısmetimde varsa iş bulurum” diyerek hiçbir yere başvurmaması ile onlarca yere başvurup görüşmelere katılması, kendisini geliştirmesi ve sonunda sonucu kabullenmesi arasında ciddi bir fark vardır.

Burada ilginç olan nokta, klasik İslami kaynaklarda da aktif çaba vurgusunun bulunmasıdır. Sahih Muslim'de aktarılan bir hadiste Hz. Muhammed'in kişiye kendisine fayda sağlayacak şeylerin peşinden gitmesini, Allah'tan yardım istemesini ve acizliğe düşmemesini öğütlediği; bir şey gerçekleştiğinde ise “Keşke şöyle yapsaydım” biçimindeki sürekli geriye dönük pişmanlık yerine Allah'ın takdirini kabul etmesini söylediği aktarılır. Sunnah

Buradaki denge oldukça dikkat çekici:

Çaba var. Yardım istemek var. Fakat sonuç üzerinde mutlak kontrol iddiası yok.

Bence “el mukadder lâ yuğayyer” sözünün günlük hayatta en sağlıklı karşılığı da bu denge içerisinde aranmalı.

Sözün Güçlü Tarafı: İnsana Kontrol Sınırlarını Hatırlatması

Bu ifadenin güçlü taraflarından biri, insana her şey üzerinde kontrol sahibi olmadığını hatırlatmasıdır.

Modern insanın önemli bir problemi, hayatındaki her sonucu kendi kontrolü altında tutabileceğini düşünmesidir. Kariyer, ilişkiler, sağlık, ekonomik durum, aile hayatı ve gelecek konusunda sürekli plan yapmak bazen gerekli olsa da hayatın tamamını planlamak mümkün değildir.

Bir insan çok çalışabilir ama ekonomik kriz çıkabilir. İyi bir ilişki kurabilir ama karşısındaki insan farklı bir karar verebilir. Trafikte dikkatli olabilir ama başka bir sürücünün hatasıyla kaza yaşayabilir.

Bu durumlarda “Ben her şeyi kontrol edebilirim” düşüncesi ciddi bir psikolojik yük oluşturabilir.

Kader düşüncesinin burada rahatlatıcı bir yönü olabilir: İnsan sorumluluğunu yerine getirdikten sonra her sonucu kendi omuzlarında taşımak zorunda değildir.

Sahih Muslim'deki söz konusu hadisin bir başka önemli yönü de budur. Hadis, insanı faydalı olana yönelmeye ve çaba göstermeye teşvik ederken, gerçekleşmiş olayların ardından bitmeyen “keşke” döngüsüne de dikkat çeker. Sunnah

Bu açıdan bakıldığında kader anlayışı yalnızca pasiflik değil, bazı durumlarda kişinin kontrol edemediği sonuçları kabullenebilmesine yardımcı olan bir çerçeve de olabilir.

Zayıf Tarafı: Kader Sözü Bir Bahane Haline Gelebilir mi?

Burada eleştirinin diğer tarafına gelmek gerekiyor.

“Nasıl olsa kaderimde varsa olur” düşüncesi, eğer yanlış kullanılırsa insanın sorumluluk duygusunu zayıflatabilir.

Örneğin sınava hiç çalışmayan bir öğrencinin başarısızlığını yalnızca kadere bağlaması başka; aylarca çalışan, elinden geleni yapan bir öğrencinin beklemediği sonucu kabullenmesi başkadır.

İlk durumda kişi kendi payını görmezden geliyor olabilir.

İkinci durumda ise kişi elindeki imkanları kullanmış fakat sonucu tamamen kontrol edememiştir.

Bu ayrım psikoloji açısından da önemlidir. Amerikan Psikoloji Birliği'nin “öğrenilmiş çaresizlik” tanımında, kontrol edilemeyen stres kaynaklarına tekrar tekrar maruz kalan kişilerin daha sonra ellerinde bulunan kontrol seçeneklerini kullanmamaya başlayabilecekleri belirtiliyor. APA Psikoloji Sözlüğü

Bu kavram doğrudan dini kader anlayışını açıklamaz; ikisini birbirine eşitlemek doğru olmaz. Ancak önemli bir düşünsel uyarı sağlar: “Benim hiçbir gücüm yok” düşüncesi sürekli hale geldiğinde, insan gerçekten sahip olduğu imkanları da kullanmamaya başlayabilir.

Bu nedenle “el mukadder lâ yuğayyer” sözünü sürekli eylemsizliğin gerekçesi yapmak hem dini hem de psikolojik açıdan tartışmalı bir sonuç doğurabilir.

Erkekler Stratejik, Kadınlar Empatik mi? Bu Genellemeye Dikkat Etmek Gerekiyor

Kader ve hayatla başa çıkma konusunda erkeklerin daha stratejik ve çözüm odaklı, kadınların ise daha empatik ve ilişkisel olduğu sık sık söyleniyor. Bu gözlem bazı sosyal davranış farklılıklarını tartışmak açısından başlangıç noktası olabilir; fakat bunu kesin bir biyolojik veya psikolojik kural gibi görmek doğru olmaz.

Her erkek problem karşısında hemen çözüm üretmez. Her kadın da öncelikle duygusal destek aramaz. İnsanların problem çözme biçimleri kişilik, yetişme tarzı, kültür, eğitim, yaşanmış deneyimler ve içinde bulunulan koşullarla ciddi ölçüde çeşitlenebilir.
 
Üst