Dolayısıyla “El-Melik” kavramı, insanların başkaları üzerinde sınırsız hak sahibi olduğunu kanıtlayan bir kavram gibi değil; insanın kendi gücünü sınırlı ve sorumlu görmesini sağlayan bir düşünce olarak da okunabilir.
Sınıf Eşitsizliği: Aynı Cinsiyete Sahip Olmak Aynı Hayatı Yaşamak Demek Değil
Toplumsal cinsiyet tartışmalarında sınıf faktörü bazen ikinci plana atılıyor. Oysa ekonomik kaynaklar insanların seçeneklerini ciddi biçimde belirliyor.
Zengin bir ailede yetişen bir kadın, çocuk sahibi olduğunda özel bakım hizmetlerinden yararlanabilir, ev işlerini ücretli bir çalışanla paylaşabilir ve kariyerine ara vermeden devam edebilir. Düşük gelirli bir kadın ise aynı bakım yükünü kendi zamanından karşılamak zorunda kalabilir.
Buradaki fark yalnızca “kişisel tercih” değildir.
UN Women araştırmaları, yoksul kadınların kamu hizmetlerine ve zaman kazandıran teknolojilere erişiminin sınırlı olması nedeniyle daha fazla ücretsiz bakım emeği üstlenebildiğini gösteriyor. Bu durum gelir ve zaman yoksulluğunu birbirini besleyen bir döngü hâline getirebiliyor. UN Women
Bu nedenle toplumsal adalet tartışması yalnızca “kadın-erkek eşitliği” şeklinde kurulursa eksik kalır. “Hangi kadın?”, “Hangi erkek?”, “Hangi sınıf?”, “Hangi ekonomik koşullar?”, “Hangi etnik veya göçmenlik statüsü?” soruları da sorulmalıdır.
Dini Bir Kavram Toplumsal Eleştiriye Nasıl Dönüşebilir?
El-Melik'in anlamını düşündüğümde en dikkat çekici noktalardan biri, “iktidarın kime ait olduğu” sorusudur.
İslami açıdan Allah’ın mutlak hükümranlığı kabul edildiğinde hiçbir insanın kendi gücünü mutlaklaştırması mümkün değildir. Bu düşünce toplumsal düzleme doğrudan bir siyasal teori olarak aktarılmamalı; fakat ahlaki bir soru ortaya koyabilir:
Bir insan sahip olduğu ekonomik, fiziksel, siyasi veya sosyal gücü nasıl kullanıyor?
Bir baba çocuğu üzerindeki otoritesini nasıl kullanıyor?
Bir yönetici çalışanlarına nasıl davranıyor?
Bir erkek partneriyle ilişkisinde gücü nasıl paylaşıyor?
Bir işveren düşük ücretle çalışan insanların emeğini nasıl değerlendiriyor?
Bir toplum çoğunluğun dışındaki insanlara nasıl davranıyor?
Bu sorular El-Melik'in doğrudan sözlük anlamının ötesinde, kavramın insanın kendi iktidarını sorgulaması açısından düşündürücü bir toplumsal boyut kazanmasını sağlayabilir.
Eşitlik, Herkesin Aynı Olması Demek Değildir
Toplumsal eşitlik konusunda sık yapılan hatalardan biri, eşitliği herkesin aynı deneyime sahip olması şeklinde yorumlamaktır.
Oysa gerçek eşitlik bazen farklı ihtiyaçları görmeyi gerektirir.
Örneğin çocuk bakımından sorumluluğu büyük ölçüde kadınların üstlendiği bir iş yerinde yalnızca “herkese aynı çalışma saatlerini uyguluyoruz” demek biçimsel olarak eşitlikçi görünebilir. Fakat sistemin başlangıç koşulları eşit değilse aynı kural farklı insanlar üzerinde farklı sonuçlar doğurabilir.
Bu yüzden bakım hizmetleri, ebeveyn izinleri, esnek çalışma, kreş desteği, ayrımcılıkla mücadele mekanizmaları ve şeffaf terfi sistemleri gibi uygulamalar yalnızca kadınlara yönelik ayrıcalıklar olarak değil, yapısal eşitsizlikleri azaltmaya yönelik araçlar olarak değerlendirilebilir.
UN Women, bakım hizmetlerine yatırımın kadınların ekonomik hayata katılımını artırabileceğini ve aynı zamanda yeni istihdam alanları oluşturabileceğini belirtiyor. UN Women
Kadınların Empatisi ve Erkeklerin Çözüm Arayışı Birbirinin Karşıtı Değil
Kadınların sosyal yapıların kendileri üzerindeki etkilerini anlatması önemli. Çünkü istatistiklerin gösteremediği bazı deneyimler ancak yaşayanların anlatılarıyla görünür hâle geliyor.
Fakat kadınların yaşadıklarını dinlemek yalnızca duygusal bir paylaşım olarak görülmemeli. Deneyim, yapısal problemlerin nerede ortaya çıktığını anlamak için önemli bir bilgi kaynağıdır.
Diğer taraftan erkeklerin çözüm üretme isteği de küçümsenmemeli. Bir erkeğin “Bu problemi nasıl değiştirebiliriz?” diye sorması, doğru kullanıldığında önemli bir katkıdır.
Burada iki yaklaşımın birbirine karşı konumlandırılmasına gerek yoktur.
Kadının deneyimi sorunun görünmeyen tarafını gösterebilir.
Erkeğin çözüm odaklı yaklaşımı ise kurumsal veya toplumsal değişime katkı sağlayabilir.
Fakat her iki tarafta da genellemelerden kaçınmak gerekir. Her kadın aynı şeyi yaşamaz; her erkek aynı ayrıcalığa veya güce sahip değildir.
El-Melik İsmi Bize Güç Hakkında Ne Söylüyor?
Belki de konunun en güçlü tarafı burada ortaya çıkıyor.
“El-Melik” yalnızca “Allah kraldır” şeklinde kısa bir çeviriye indirgenecek bir isim değildir. Kur’an'daki kullanımında “el-Melik”, Allah’ın hükümranlığını ifade eden isimlerden biridir ve 59:23 ayetinde başka ilahi sıfatlarla birlikte zikredilir. Quran.com
Toplumsal açıdan düşündüğümüzde ise bu isim bize şu soruyu sordurabilir:
İnsanların sahip oldukları güç üzerinde gerçekten mutlak bir hakları varmış gibi davranmaları doğru mudur?
Bir erkeğin aile içindeki ekonomik gücü ona diğer insanların hayatını kontrol etme hakkı verir mi?
Bir patronun sermayesi çalışanların emeğini değersizleştirmesine izin verir mi?
Çoğunlukta olmak azınlığın sesini daha az değerli hâle getirir mi?
Zengin olmak daha fazla insan üzerinde söz sahibi olmayı meşru kılar mı?
Bu soruların hiçbirinin cevabı yalnızca “El-Melik” kelimesinin sözlük anlamından çıkarılamaz. Fakat ilahi hükümranlık düşüncesi, insanın kendi gücünü mutlaklaştırmasına karşı ahlaki bir sınır fikri geliştirmek için güçlü bir düşünsel zemin sunabilir.
Sonuç: “El-Melik” Bir Güç Kavramından Daha Fazlasını Düşündürür
El-Melik, en temel anlamıyla Allah’ın mutlak hükümranlığını ifade eden ilahi isimlerden biridir. Kur’an’daki kullanımında “Kral”, “Hükümdar” veya “Mutlak Egemen” gibi karşılıklarla çevrilmektedir. Quran.com+1
Fakat bu kavramın toplumsal hayata yansıması üzerinde düşünürken önemli bir ayrım yapmak gerekir: Allah’ın ilahi hükümranlığı ile insanların sahip olduğu sınırlı toplumsal iktidar aynı şey değildir.
Bence asıl tartışmaya değer nokta da budur.
Toplumda güç sahibi olmak insanı otomatik olarak kötü yapmaz. Aynı şekilde güçsüz olmak da insanı otomatik olarak ahlaken üstün kılmaz. Önemli olan gücün nasıl kullanıldığı, kimin üzerinde nasıl sonuçlar doğurduğu ve sistemlerin bazı insanlara neden sürekli daha fazla seçenek sunduğudur.
Kadınların bakım emeği, erkeklerin toplumsal erkeklik baskıları, düşük gelirli insanların ekonomik sınırlılıkları, göçmenlerin ve ırksallaştırılmış grupların karşılaştığı engeller aynı hikâyenin farklı parçaları olabilir. Kesişimsellik yaklaşımının gösterdiği gibi bu faktörler birbirinden bağımsız değil, çoğu zaman iç içe geçmiştir. Columbia Law School Scholarship Archive
Belki de El-Melik ismi üzerine düşünmenin en anlamlı yollarından biri, “Ben kimin üzerinde güç sahibiyim?” sorusunu “Benim gücümün sınırı nedir?” sorusuyla birlikte sormaktır.
Çünkü insanın sahip olduğu makam, para, eğitim, fiziksel güç, cinsiyet avantajı veya sosyal statü ne kadar büyük görünürse görünsün bunların hiçbiri mutlak değildir.
Forum tartışması için sorular:
1. “El-Melik” kavramını düşündüğümüzde, insanın sahip olduğu dünyevi gücün sınırları hakkında nasıl bir ahlaki sonuç çıkarabiliriz?
2. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğini yalnızca kadın-erkek ilişkileri üzerinden değerlendirmek, sınıf ve ırk gibi faktörleri görünmez hâle getiriyor olabilir mi?
3. Kadınların yaşadığı yapısal sorunları dinlemek ile erkekleri doğrudan suçlamak arasındaki sınır sizce nerede başlamalı?
4. Erkeklerin toplumsal cinsiyet eşitliğine katkısı yalnızca bireysel davranış değişikliğiyle mi sınırlı kalmalı, yoksa iş yerleri ve kurumlar gibi yapılarda da aktif sorumluluk üstlenmeleri mi gerekir?
5. Dini kavramların toplumsal eşitsizlikleri sorgulamak için kullanılmasının güçlü ve riskli tarafları sizce nelerdir?
6. “Güç sahibi olmak” ile “gücü kullanma hakkına sahip olmak” arasında nasıl bir fark vardır?
Kaynaklar ve Dayanaklar
- Kur’an, Haşr Suresi 59:23; ayette “el-Melik” Allah’ın isimlerinden biri olarak geçmektedir. Quran.com+1
- Kimberlé W. Crenshaw, “Demarginalizing the Intersection of Race and Sex”, 1989; kesişimsellik ve ırk-toplumsal cinsiyet ilişkisi üzerine temel çalışmalardan biridir. Columbia Law School Scholarship Archive
- UN Women, kadınların ücretsiz bakım emeği, ekonomik güçlenme ve toplumsal cinsiyet eşitsizlikleri üzerine güncel araştırmalar. UN Women+2UN Women Data Hub+2
- UN Women Türkiye, Türkiye'de kadınların ücretsiz bakım emeği ve iş gücüne katılımındaki toplumsal cinsiyet farklılıklarına ilişkin veriler. UN Women ECA
- UN Women, bakım emeğinin düşük gelirli, göçmen ve ırksallaştırılmış kadınlar üzerindeki orantısız etkilerine ilişkin değerlendirmeler. UN Women+1
Sınıf Eşitsizliği: Aynı Cinsiyete Sahip Olmak Aynı Hayatı Yaşamak Demek Değil
Toplumsal cinsiyet tartışmalarında sınıf faktörü bazen ikinci plana atılıyor. Oysa ekonomik kaynaklar insanların seçeneklerini ciddi biçimde belirliyor.
Zengin bir ailede yetişen bir kadın, çocuk sahibi olduğunda özel bakım hizmetlerinden yararlanabilir, ev işlerini ücretli bir çalışanla paylaşabilir ve kariyerine ara vermeden devam edebilir. Düşük gelirli bir kadın ise aynı bakım yükünü kendi zamanından karşılamak zorunda kalabilir.
Buradaki fark yalnızca “kişisel tercih” değildir.
UN Women araştırmaları, yoksul kadınların kamu hizmetlerine ve zaman kazandıran teknolojilere erişiminin sınırlı olması nedeniyle daha fazla ücretsiz bakım emeği üstlenebildiğini gösteriyor. Bu durum gelir ve zaman yoksulluğunu birbirini besleyen bir döngü hâline getirebiliyor. UN Women
Bu nedenle toplumsal adalet tartışması yalnızca “kadın-erkek eşitliği” şeklinde kurulursa eksik kalır. “Hangi kadın?”, “Hangi erkek?”, “Hangi sınıf?”, “Hangi ekonomik koşullar?”, “Hangi etnik veya göçmenlik statüsü?” soruları da sorulmalıdır.
Dini Bir Kavram Toplumsal Eleştiriye Nasıl Dönüşebilir?
El-Melik'in anlamını düşündüğümde en dikkat çekici noktalardan biri, “iktidarın kime ait olduğu” sorusudur.
İslami açıdan Allah’ın mutlak hükümranlığı kabul edildiğinde hiçbir insanın kendi gücünü mutlaklaştırması mümkün değildir. Bu düşünce toplumsal düzleme doğrudan bir siyasal teori olarak aktarılmamalı; fakat ahlaki bir soru ortaya koyabilir:
Bir insan sahip olduğu ekonomik, fiziksel, siyasi veya sosyal gücü nasıl kullanıyor?
Bir baba çocuğu üzerindeki otoritesini nasıl kullanıyor?
Bir yönetici çalışanlarına nasıl davranıyor?
Bir erkek partneriyle ilişkisinde gücü nasıl paylaşıyor?
Bir işveren düşük ücretle çalışan insanların emeğini nasıl değerlendiriyor?
Bir toplum çoğunluğun dışındaki insanlara nasıl davranıyor?
Bu sorular El-Melik'in doğrudan sözlük anlamının ötesinde, kavramın insanın kendi iktidarını sorgulaması açısından düşündürücü bir toplumsal boyut kazanmasını sağlayabilir.
Eşitlik, Herkesin Aynı Olması Demek Değildir
Toplumsal eşitlik konusunda sık yapılan hatalardan biri, eşitliği herkesin aynı deneyime sahip olması şeklinde yorumlamaktır.
Oysa gerçek eşitlik bazen farklı ihtiyaçları görmeyi gerektirir.
Örneğin çocuk bakımından sorumluluğu büyük ölçüde kadınların üstlendiği bir iş yerinde yalnızca “herkese aynı çalışma saatlerini uyguluyoruz” demek biçimsel olarak eşitlikçi görünebilir. Fakat sistemin başlangıç koşulları eşit değilse aynı kural farklı insanlar üzerinde farklı sonuçlar doğurabilir.
Bu yüzden bakım hizmetleri, ebeveyn izinleri, esnek çalışma, kreş desteği, ayrımcılıkla mücadele mekanizmaları ve şeffaf terfi sistemleri gibi uygulamalar yalnızca kadınlara yönelik ayrıcalıklar olarak değil, yapısal eşitsizlikleri azaltmaya yönelik araçlar olarak değerlendirilebilir.
UN Women, bakım hizmetlerine yatırımın kadınların ekonomik hayata katılımını artırabileceğini ve aynı zamanda yeni istihdam alanları oluşturabileceğini belirtiyor. UN Women
Kadınların Empatisi ve Erkeklerin Çözüm Arayışı Birbirinin Karşıtı Değil
Kadınların sosyal yapıların kendileri üzerindeki etkilerini anlatması önemli. Çünkü istatistiklerin gösteremediği bazı deneyimler ancak yaşayanların anlatılarıyla görünür hâle geliyor.
Fakat kadınların yaşadıklarını dinlemek yalnızca duygusal bir paylaşım olarak görülmemeli. Deneyim, yapısal problemlerin nerede ortaya çıktığını anlamak için önemli bir bilgi kaynağıdır.
Diğer taraftan erkeklerin çözüm üretme isteği de küçümsenmemeli. Bir erkeğin “Bu problemi nasıl değiştirebiliriz?” diye sorması, doğru kullanıldığında önemli bir katkıdır.
Burada iki yaklaşımın birbirine karşı konumlandırılmasına gerek yoktur.
Kadının deneyimi sorunun görünmeyen tarafını gösterebilir.
Erkeğin çözüm odaklı yaklaşımı ise kurumsal veya toplumsal değişime katkı sağlayabilir.
Fakat her iki tarafta da genellemelerden kaçınmak gerekir. Her kadın aynı şeyi yaşamaz; her erkek aynı ayrıcalığa veya güce sahip değildir.
El-Melik İsmi Bize Güç Hakkında Ne Söylüyor?
Belki de konunun en güçlü tarafı burada ortaya çıkıyor.
“El-Melik” yalnızca “Allah kraldır” şeklinde kısa bir çeviriye indirgenecek bir isim değildir. Kur’an'daki kullanımında “el-Melik”, Allah’ın hükümranlığını ifade eden isimlerden biridir ve 59:23 ayetinde başka ilahi sıfatlarla birlikte zikredilir. Quran.com
Toplumsal açıdan düşündüğümüzde ise bu isim bize şu soruyu sordurabilir:
İnsanların sahip oldukları güç üzerinde gerçekten mutlak bir hakları varmış gibi davranmaları doğru mudur?
Bir erkeğin aile içindeki ekonomik gücü ona diğer insanların hayatını kontrol etme hakkı verir mi?
Bir patronun sermayesi çalışanların emeğini değersizleştirmesine izin verir mi?
Çoğunlukta olmak azınlığın sesini daha az değerli hâle getirir mi?
Zengin olmak daha fazla insan üzerinde söz sahibi olmayı meşru kılar mı?
Bu soruların hiçbirinin cevabı yalnızca “El-Melik” kelimesinin sözlük anlamından çıkarılamaz. Fakat ilahi hükümranlık düşüncesi, insanın kendi gücünü mutlaklaştırmasına karşı ahlaki bir sınır fikri geliştirmek için güçlü bir düşünsel zemin sunabilir.
Sonuç: “El-Melik” Bir Güç Kavramından Daha Fazlasını Düşündürür
El-Melik, en temel anlamıyla Allah’ın mutlak hükümranlığını ifade eden ilahi isimlerden biridir. Kur’an’daki kullanımında “Kral”, “Hükümdar” veya “Mutlak Egemen” gibi karşılıklarla çevrilmektedir. Quran.com+1
Fakat bu kavramın toplumsal hayata yansıması üzerinde düşünürken önemli bir ayrım yapmak gerekir: Allah’ın ilahi hükümranlığı ile insanların sahip olduğu sınırlı toplumsal iktidar aynı şey değildir.
Bence asıl tartışmaya değer nokta da budur.
Toplumda güç sahibi olmak insanı otomatik olarak kötü yapmaz. Aynı şekilde güçsüz olmak da insanı otomatik olarak ahlaken üstün kılmaz. Önemli olan gücün nasıl kullanıldığı, kimin üzerinde nasıl sonuçlar doğurduğu ve sistemlerin bazı insanlara neden sürekli daha fazla seçenek sunduğudur.
Kadınların bakım emeği, erkeklerin toplumsal erkeklik baskıları, düşük gelirli insanların ekonomik sınırlılıkları, göçmenlerin ve ırksallaştırılmış grupların karşılaştığı engeller aynı hikâyenin farklı parçaları olabilir. Kesişimsellik yaklaşımının gösterdiği gibi bu faktörler birbirinden bağımsız değil, çoğu zaman iç içe geçmiştir. Columbia Law School Scholarship Archive
Belki de El-Melik ismi üzerine düşünmenin en anlamlı yollarından biri, “Ben kimin üzerinde güç sahibiyim?” sorusunu “Benim gücümün sınırı nedir?” sorusuyla birlikte sormaktır.
Çünkü insanın sahip olduğu makam, para, eğitim, fiziksel güç, cinsiyet avantajı veya sosyal statü ne kadar büyük görünürse görünsün bunların hiçbiri mutlak değildir.
Forum tartışması için sorular:
1. “El-Melik” kavramını düşündüğümüzde, insanın sahip olduğu dünyevi gücün sınırları hakkında nasıl bir ahlaki sonuç çıkarabiliriz?
2. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğini yalnızca kadın-erkek ilişkileri üzerinden değerlendirmek, sınıf ve ırk gibi faktörleri görünmez hâle getiriyor olabilir mi?
3. Kadınların yaşadığı yapısal sorunları dinlemek ile erkekleri doğrudan suçlamak arasındaki sınır sizce nerede başlamalı?
4. Erkeklerin toplumsal cinsiyet eşitliğine katkısı yalnızca bireysel davranış değişikliğiyle mi sınırlı kalmalı, yoksa iş yerleri ve kurumlar gibi yapılarda da aktif sorumluluk üstlenmeleri mi gerekir?
5. Dini kavramların toplumsal eşitsizlikleri sorgulamak için kullanılmasının güçlü ve riskli tarafları sizce nelerdir?
6. “Güç sahibi olmak” ile “gücü kullanma hakkına sahip olmak” arasında nasıl bir fark vardır?
Kaynaklar ve Dayanaklar
- Kur’an, Haşr Suresi 59:23; ayette “el-Melik” Allah’ın isimlerinden biri olarak geçmektedir. Quran.com+1
- Kimberlé W. Crenshaw, “Demarginalizing the Intersection of Race and Sex”, 1989; kesişimsellik ve ırk-toplumsal cinsiyet ilişkisi üzerine temel çalışmalardan biridir. Columbia Law School Scholarship Archive
- UN Women, kadınların ücretsiz bakım emeği, ekonomik güçlenme ve toplumsal cinsiyet eşitsizlikleri üzerine güncel araştırmalar. UN Women+2UN Women Data Hub+2
- UN Women Türkiye, Türkiye'de kadınların ücretsiz bakım emeği ve iş gücüne katılımındaki toplumsal cinsiyet farklılıklarına ilişkin veriler. UN Women ECA
- UN Women, bakım emeğinin düşük gelirli, göçmen ve ırksallaştırılmış kadınlar üzerindeki orantısız etkilerine ilişkin değerlendirmeler. UN Women+1